





Önceki gün Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Marc Pierini ve 14 AB Büyükelçisisi'yle manastıra bir çıkarma yaptık. Büyükelçiler manastırın ve doğanın güzelliğiyle büyülendiler. Onca yolu manastırı görmek için koşarak çıktılar adeta. Rehberin anlattıklarını büyük bir ciddiyetle izlediler. Herşey olması gerektiği gibiydi anlayacağınız. Taaki, o kilisenin içindeki duvardaki freski görene kadar. Hayır biz gördük, şoka girdik. Ama iş büyükelçilerin de "Gülfreskini" görüp kahkahaya boğulmasıyla iş başka bir boyuta çıktı. Durum, hem haber değeri taşıyan bir olaya dönüştü hem de akıllara "Ya bu freskle restorasyon sırasında biri oynamış olabilir mi acaba?" sorusunu getirdi.

* Ve karşınızda Lily Allen... 1985 Londra doğumlu. Tam bir British! Babası Kieth Allen, hani şu ünlü besteci ve müzisyen. 3 yaşında UB40'ın klibinde oynamış! Küçükken bile terbiyeli bir kız sayılmazmış, hep özel bakıma ihtiyaç duyarmış! Hayatında 13 okul değiştirmiş. Ne kadar arıza siz anlayın!
* Ve karşınızda Beth Ditto. İndie rock grubu The Gossip'in solisti. 1981 Arkansas doğumlu. Şişman ama kendiyle öyle bir barışık ki, sürekli çıplak pozlar veriyor. Konserlerinde onu zıpır zıpır sahnede zıplarken görünce gözlerinize inanamıyorsunuz. Kadın kilolarıyla güzelleşiyor adeta. Sıfır bedenlerle ve zayıflık abideleriyle dalga geçiyor ve piyasaya duruşuyla "Bu da var, alın gözünüze sokuyorum" diyor.
Bürokrasinin başkenti Ankara'da kapalı kapılar ardında ciddi siyasi temaslar sürdüren Ankara'daki büyükelçilikler, 50 milyon üyesiyle internetteki en büyük sosyal paylaşım sitesine üye olarak hem "sosyalleşiyor" hem de sanal ortamda diplomasi yürütüyor. İnternet ve teknolojiyi iyi kullanmasıyla tanınan ve seçimlerde bu şekilde ABD'li gençlerden büyük oy alan ABD Başkanı Barack Obama'nın yolundan giden ABD ve Almanya büyükelçilikleri, Facebook aracılığıyla, Türk insanıyla daha yakın bağ kurmak, onların beklentilerini karşılamak ve onları kendi kültürlerine daha da yakınlaştırmak için birçok etkinlik düzenliyor.
Çin, çin, çin, çin... (Tutti Frutti acaba program jeneriğini yaparken Çin'den etkilenmiş olabilir mi? :P) Her neyse, O kocaman kıtasal ülke hakkında öyle çok şey okumuştum ki üniversitede, 5 günlük Pekin seyahatimde sanki bütün ülkeyi avcumun içi gibi bilecağimi sanmıştım. Maalesef öyle olmadı. İnanılmaz farklı hayal etmiştim Pekin'i, oysa karşımda bambaşka bir şehir buldum. Nasıl mı sanıyordum? İnsanlar üzerinde ciddi baskıların olduğu, dünyaya yer yer kapalı, şehircilik açısından "bir pazar yeri" görüntüsünde, herkesin 7/24 çalıştığı bir yer... Listeyi daha da uzatmak mümkün. Buna karşın neyle mi karşılaştım? Bir kere fazlasıyla gelişmiş, ekonomik gelişme almış başını gidiyor. İnsanların yüzü gülüyor, kimsenin gözü Türkiye'de olduğu gibi birilerinin üzerinde değil. (Belki de gözleri çok kısık diye farketmemişimdir ama :P) Kimi arabasında, kimi bisikletinde herkes yapacağı işe konsantre olmuş durumda. Gece kulüplerde dans ederken, bira içerken ya da sevgilileriyle el ele gezerken bile "Lay lay lomm" bir havada değiller. Sanki her işi büyük bir ciddiyetle yapıyorlarmış gibi geldi bana. Komünizm fazlasıyla ılımlı, Mao'ya saygıda kusur edilmiyor, kurallara riayet etme konusunda insanlar, eli öpülesi. "Gelecek Çin'de" "Yükselen canavar Çin" yorumları pek de yalan değil.
Çin seyahatiyle ilgili olarak yazdığım ilk yazıda Çim mutfağını enine boyuna deşmiştim. Şimdi de Pekin sokaklarında gözlemlediğim Çin kültürünü ana hatlarıyla anlatacağım. Bazı ayrıntılar var ki, hakikaten şaşırıp kalıyorsunuz. Buyrunuz, okuyunuz:
* Çin'de 56 millet bulunuyor. Nüfusun % 90'ı Han ulusu olarak bilinen etnik Çinliler. Hanlar bu durumu 55+1 olarak özetliyor.
* Çin'deki bu etnik ve kültürel karmaşık yapı, çoğunluğun azınlığı ezmesinden çok, küçük milletlere ve azınlığa pozitif ayrımcılığı düstur edinmiş. Örneğin, üniversite sınavında, bir Hanlı sınavdan 100 aldı, bir Uygur Türk'ü de 100 aldı. O zaman Uygur Türk'üne öncelik veriliyor. 1,5 milyarlık Çin etnik, dinsel azınlık işlerini halletmiş, biz ise 2009'ların sonunda ancak bir açılım yapmayı umuyoruz.
* Çin toprakları Taocu, Budist ve Çin folklorik dinlerine ait tapınaklarla dolu. Halkın büyük bir çoğunluğu Mahayana Budisti. Bunun dışında, halkın yüzde 30'u Taocu. Azınlık dinleri arasında Hristiyanlık, Müslümanlık, Hinduizm, Dongbaizm var. Halkın yüzde 15'i de kendini dinsiz olarak tanımlıyor.
* Dünyadaki her beş kişi Çince konuşuyor. Ne yazık ki ben o "biri" değilim.
* Biz KKTC ve Kosova'nın tanınması için deliler gibi çalışalım, diplomatik kulis yapalım. Çin'i hala 24 ülke tanımıyor. Ama onlar bu durumu hiç takmıyor!
* Çin'de yaşayan Türk Grupları Uygurlar, Kansu Uygurları, Salar Türkleri, Kazaklar, Öngüt Türkleri.
* Bunca insan ölünce nasıl defnediliyor? Düşünsenize herkes gömülse memleketin yarısı mezarlıklarla dolar. Araştırdım ve işte sonuçlar: Hanlar vasiyeti ne olursa olsun yakılıyor. Tibetliler boş bir araziye bırakılıyor ki akbabalar etlerini yesin ve günahlarından arınsın. Müslümanlar elbette gömülüyor. Gençler arasında "son moda" denize atılmak.
* Çin'de çifte vatandaşlık yok. Evlenmekle vatandaşlık değişmiyor. Çocuk doğduğunda, anne ve baba çocuğun hangi vatandaş olacağına karar veriyor. Mesela ya baba gibi ABD'li ya da anne gibi Çin'li oluyor.
* Türkiye'de evli olan bir kişi, Çin de yeniden evlenebiliyor. Çin kişilerin geçmişine bakmıyormuş. Haydi Türk erkekleri, Çin'i bir kez daha fethetmeye! Hurraaaa...
* Çinliler telefonu "lıy" diye açıyorlar.
* Çin'de malum tek çocuk politikası var. Ama köylerde bu politika uygulanamıyor. Peki kılıfına uydurmak için ne yapıyorlar? Bebeklere köyde ölen kişilerin nüfus cüzdanını veriyorlar. Mesela 1 yaşındaki çocuk, nüfus cüzdanın göre, 78 yaşında oluyor. (Doğarken ölmek buna deniyor herhalde!)
* Çin'de özel mülkiyet belli şartlara göre var. Mesela araba satın alabiliyorsun. Bizde en tutulan araba Mercedes'tir ya orada ise Passat. Ev satın almak için devlete 50 yıl kira ödüyorsun. Bu da ne demek oluyor? Aldığın evi çocuklarına bırakıyorsun, sen zaten başka bir dünyaya göçme arifesindesin. Hehehe :)
* Çin'de 5 yaşına kadar tuvaletini istediğin yere yapma özgürlüğün var. Nasıl mı? Çocukların kıyafetlerinin popo kısmı yok. Yani popo cıbıl cıbıl ortada. Çocuk, kakası gelince sokağa yapıyor.
Annesi de köpek kakası temizler gibi naylon poşetle kakayı topluyor, çöpe atıyor. Neden bez kullanılmıyor, onu çözemedim :) Sokakta böyle bir sahneyle karşılaşmak tuhaf ediyor insanı.
* Çin'de yollar neredeyse ara sokaklar dahil her cadde gidiş dönüş toplam 10 ya da 12 şeritli. Yayalar için kaldırım yok. Yayaların yürüyeceği yer, bisikletlilerin gideceği yer şeritlerle ayrılmış. Bir da Pekin hakikaten dümdüz, bir ucundan diğer ucuna bisikletle gidebilirsin rahatça!
* Bütün Pekin halkı, akşamları günün stresinden arınmak ve spor yapmak için meydanlarda toplanıp müzik eşliğinde dans ediyorlar. 7'sinden 70'ine rengarenk kıyafetler içinde dans eden Çinlileri görmek çok güzeldi. Biz de aralarına girip dans ettik, çok güzeldi!
* 9 uğurlu rakam. 9, ebediyet, uzun ömür ve ölümsüzlük kelimeleriyle aynı şekilde söylenen "ciu" şeklinde telaffuz ediliyor. Desenize, 9/9/2009'da evlenebilmek için evlendirme dairelerinin önünde ne kuyruklar oluşmuştur Çin sokaklarında.
* 8 de uğurlu rakam. 8, zenginlik, şans ve kısmet kelimeleriyle aynı şekilde söylenen "ba" şeklinde telaffuz ediliyor. Pekin’de düzenlenen 29. Olimpiyat Oyunları'nın 8/8/2008'de yapılması sizce bir tesadüf mü?
* 4 rakamı ise ölümü ifade ettiği için uğursuz. İnsanlar özellikle telefon numaralarını, araç plakalarını ya da adreslerini belirlerken bu sayının olmadığı dizilimleri tercih ediyor. Çin’de uğursuzluk getireceği gerekçesiyle birçok binada 4. kat yok. Binalarda katlar 1-2-3-5 şeklinde devam ediyor. Mesela bizim kaldığımız Westin Hotel'de 4. kat vardı ama ara kat gibiydi, katta hiçbirşey yoktu.
Pekin'de alışveriş: Çin malına nasıl sahip olunur?
Ya bir tişört, bir kaban, bir saat almak için insan bir tezgah önünde 45 dakika pazarlık yapar mı? Çin'deyse, evet kesinlikle. Tamam ben de Kayseriliyim, pazarlıkta üstüme yoktur ama bu kadar da sürünme durumu olmaz kardeşim ya. Çin malı birşey almak çok matah birşeymiş gibi her yere gittiğimiz gibi Çin pazarına da gittik. Aşırı derecede ucuz herşey, eğer pazarlık yaparsanız. Tezgahtarla 2000 Yuan'lık Georgio Armani süet mont için yaptığım pazarlık sonucunda fiyatı 150 Yuan'a indirmeyi başardım. Tam 40 dakika sürdü o ayrı. (Ne kadar mı? Hmm, 30 YTL) Çünkü Siz tezgahtan uzaklaştıkça, onlar kolunuzdan tutup çekiyor. Tezgahtar, "Tell your best price" diyerek hesap makinası uzatıyor. Siz de aklınızdaki rakamı yazıyorsunuz. Ve aşağı yukarı istediğiniz tutara ne istiyorsanız alıyorsunuz... Alışverişte satıcı size "Last price only for you" diyorsa, daha çok pazarlık edeceksiniz demek :) Allah sabır versin!
Çin'in incisi meşhur mu?
Bütün bir seyahat boyunca bir arkadaşın inci almak üzerine attığı nutukları dinledik. Yok tatlı su incisişöyledir, yok okyanus incisi böyledir. Kendisinin "Ben Ankara'da şu kadara aldım, Pekin'den de inci bir gerdanlık istiyorum" nidaları Çin Seddi'nde bile yankılandı yani. Pes yani. Sonuç: İnciden soğudum. Soruyorum size Çin'in herşeyini geçtim incisi mi bu kadar meşhur?
